Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi Sık Sorulan Sorular

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi
  1. İmplant nedir? Nasıl uygulanır?

    Halk arasında çakma diş, gömme diş veya vidalı diş olarak da ifade edilen implant, eksik dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen ve doku dostu bir madde olan titanyumdan yapılan vidaya benzer şekle sahip yapay diş köküdür. Özellikle 1960-90 lı yıllarda daha farklı şekilleri de üretilmekle birlikte günümüzde artık en uygun form olan vida şekilli kemik içi implantlar standart olarak kabul edilmektedir.

    Diş implantları, günümüze kadar hem materyal hem de teknik özellikleri sürekli geliştirilerek artık günlük protetik tedavilerimizde sıklıkla tercih edilen ve doğal dişlere en iyi alternatif olmuş bir tedavi şeklidir. Geleneksel köprü ve protezlere göre en önemli üstünlüğü, diğer dişlere zarar vermeden ve onlardan destek almadan çene kemiğine yerleştirilebilmeleri ile daha iyi konuşma ve çiğneme fonksiyonu sağlaması ve ağız ve yüzünüze de doğal bir görünüm sağlayacaktır.

    İmplantoloji alanındaki tedavi seçenekleri çok çeşitli olup, kısa sürede gerçekleştirilen basit bir immediyat implantasyon işleminden (dişi çeker çekmez yerine implant yerleştirilmesi), yaygın bir sert ve yumuşak doku ilavesi ile sabit bir implant destekli protez yapımına kadar geniş bir uygulama alanı vardır.

    Şifa Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde implant muayeneniz ücretsiz olarak yapılır ve sizin için en uygun tedavi şekli veya alternatif tedaviler avantaj ve dezavantajlarıyla size detaylıca açıklanır. İmplant konusunda deneyimli uzman hekimlerimiz implant tedavisinin size yararlı veya uygun olduğuna kanaat getirmişse bu tedavi uygulanacaktır; aksi takdirde alternatif başka bir tedavi ya da protez şekli önerilecektir.İmplantta uzun süreli başarı, kişinin genel sağlık durumu, çene kemiği ve dişetinin yeterli ve sağlıklı olması ve düzenli ağız bakımı gibi kişiye bağlı faktörlerle ilgili olduğu gibi; doğru tedavi planlaması, hekimin yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olması, kaliteli ve yeterli bir ekipman ve implant markası ile çalışma gibi hekimi ilgilendiren faktörlere de bağlıdır.

    Doğru planlama, yeterli bilgi, tecrübe ve ekipmanla uygulandığında diş implantları, hasta ve hekim açısından son derece başarılı sonuçlar verebilen bir tedavi şeklidir.

  2. İmplantlar her hastaya ve her bölgeye uygulanabilir mi?

    Ciddi bir genel hastalığı veya rahatsızlığı olmayan kişilere implant tedavisi yapılabilir. Bununla birlikte ağız hijyeni iyi olmayan ve düzenli fırçalama yapmayacak/yapamayacak, aşırı sigara tüketen, gerçekçi olmayan beklentilere sahip kişilerde de implant tedavisi nispeten uygun bir tedavi şekli değildir. Diğer önemli bir husus ise kişinin sert ve yumuşak dokuların yeterli miktarda ve kalitede olmasıdır. Yani kemik miktarı çok yetersiz kişiler de implant tedavisi için uygun değildir. Ancak bir çene cerrahının kapsamlı kemik telafisi işlemleri ile (ilave işlem, süreç ve maliyetle) çene kemiği, implant uygulamaya uygun hale getirilebilir. Bu konuda uzman hekimlerimiz ileri derecede deneyime sahiptir. Kemik yetersizliğinin telafisine dair çok çeşitli tedavi yöntemleri mevcut olup hekiminiz tedaviden önce bu alternatifler hakkında bilgi verecek ve sizin de tercihinize göre tedavi yöntemi belirlenecektir. Az miktardaki kemik yetersizlikleri ise kolaylıkla telafi edilebilir ve implant tedavisine engel değildir. Hastanın genel sağlık durumu iyi olduğu sürece implant uygulamasını engelleyecek bir üst yaş limiti yoktur ancak kemik gelişimi tamamlanmamış çok genç hastalara uygulanması tercih edilmeyebilir

  3. Dişsiz her çeneye implant uygulanabilir mi?

    İmplant vidaları belirli kalınlığı ve genişliği olan yapılardır ve standart tip implantlarda en düşük çap 3 – 3,5 mm arasındadır. İmplant konulması planlanan bölgedeki çene kemiğinin, bu implant vidasını kabul edecek yükseklik ve genişliğe sahip olması gerekmektedir. Buna binaen ilave işlem gerekmeden bir bölgeye implant yerleştirebilmek için asgari 5 mm genişliğinde ve 10 mm yüksekliğinde kemik bulunmalıdır. Daha ince veya kısa kemik mevcudiyeti durumunda yetersizliği telafi edecek ilave işlemler gerekecektir (kemik ilavesi gibi) Varolan kemiğin kalitesi de implant başarısını etkileyen faktörlerden birisidir. Ayrıca tedaviden önce ve implant ağızda kaldığı sürece dişetlerinin tamamen sağlıklı olması gerekmektedir.

  4. İmplant yerleştirilirken ağrı hissedermiyim?

    Uygun anestezi yöntemlerinin uygulanması durumunda kesinlikle ağrı ve sızı hissetmezsiniz. Ancak lokal anestezi ağrıyı tamamen bloke etmekle birlikte dokunma ve baskı hissini iptal etmez. Bu nedenle o bölgede çalışıldığını ve teması hissedersiniz ancak ağrı, sızı duymazsınız. Operasyon sırasında hasta tercihine göre genel ya da lokal anestezi kullanılabilmekle beraber vakaların çok büyük bir kısmı için lokal anestezi yeterli ve etkilidir. Genellikle implantın yerleştirildiği akşam duyulabilecek ağrı, basit ağrı kesiciler ile giderilebilir. Birçok hasta bu ağrının normal diş çekiminden sonra duyulan ağrıdan farklı olmadığını belirtmektedir. Tedavinin problemsiz tamamlandığı durumda implantların varlığını bile hissetmeyecek kadar rahat olursunuz

  5. İmplantlar yerleştirildikten hemen sonra protezlerim takılabilir mi?

    İmplantlar yerleştirildikten sonra kemik ile tam birleşmesini sağlamak için iyileşme dönemi olan ilk 3-6 ay boyunca implant üstüne gelen yüklerin en aza indirgenmesi gerekir. Ancak doktorunuz bu iyileşme süresinde size uygun bir geçici protez yaparak sizin fonksiyonunuzu iade edecektir. Bununla beraber özel durumlarda hemen protez yapmak da mümkün olabilmektedir. Bu durumu hekiminiz detaylıca değerlendirerek sizi bilgilendirecektir.

  6. İmplant cerrahisi ne kadar sürer?

    Yapılacak implant sayısı ve ilave işlem gerekip gerekmeyeceğine göre ameliyat süresi değişecektir. Dokuların yeterli olduğu hastalarda, tek implantın yerleştirilmesi 20 dk içerisinde tamamlanabilirken, ilave işlemlerin gerektiği hastalarda tek bir implant yerleştirilmesi 1 saat kadar sürebilecektir. Alt ve üst çenesi tamamen dişsiz hastalarda (ideal olan) 14 adet implant yerleştirilmesi ise ilave işlem gerekmediği takdirde 3-4 saat sürebilecektir. Bununla beraber bu süreler sadece fikir vermek içindir ve kemik yapınıza göre belirlenen operasyon sekline bağlı olarak toplam süre değişir. Genelde implantların yerleştirildiği birinci operasyondan sonraki 3.ayda proteze başlanarak yaklaşık 2 hafta içerisinde protezler de tamamlanır.

  7. İmplant tedavisinin avantajları nelerdir?
    • Tamamen sabit ve ağızda-damakta uzantısı olmayan bir protez
    • Ağızda mevcut diğer dişlere zarar vermeden ve onlardan destek almadan protez yapabilme olanağı
    • Daha iyi konuşma ve çiğneme imkanı
    • En başarılı ve uzun ömürlü protez şekli
    • Her şeyi yiyebilmeye bağlı olarak daha sağlıklı ve dengeli beslenme
    • Genelde yaşlılıkla eşleştirilen hareketli protez ihtiyacını ortadan kaldırarak özgüvenin geri kazanılması ile daha tatminkar bir sonuç
  8. İmplant tedavisinin dezavantajları nelerdir?
    • Yüksek maliyet
    • Uzun tedavi süresi
    • Çok özenli ve zaman ayrılarak yapılması gereken ağız temizliği işlemi
  9. İleri yaş, implant tedavisinde olumsuz bir faktör müdür?

    Hayır. Sağlık yaştan çok daha önemli bir faktördür. 70-80'lerindeki birçok hastanın cerrahi riskleri daha genç fakat sağlık sorunu olan hastalardan daha azdır. Ayrıca daha yaşlı kişilerin implanta ihtiyacı gençlerin ihtiyaçlarından daha olasıdır çünkü yaşlılarda daha çok diş kaybı olmuştur.

  10. İmplantlarda kanser riski var mı?

    Tıbbi araştırmalarda ve literatürde, implantların kansere neden olduğunu gösteren hiç bir bulguya rastlanmamıştır. İmplantlar esasen doku dostu bir metal olan titanyumdan üretilirler. Yaklaşık olarak aynı malzemeden üretilen plak ve vidalar kemik kırıklarının tedavisinde Çene cerrahisi, ortopedi, KBB, plastik cerrahi gibi alanlarda çok uzun zamandır kullanılmaktadır ve bu plak ve vidalar genellikle kırık iyileştikten sonra dahi çıkarılmalarına gerek duyulmaz.

  11. İmplantların başarısı garantili mi?

    Uzun süreli takip çalışmalarında implantların ortalama % 95’inin 10 yıl boyunca sağlıklı ve fonksiyonel olarak kaldıkları tespit edilmiştir. (Hastaların 15-20 yıl boyunca takiplerinin yapılması son derece güç olduğu için çalışmaların büyük çoğunluğu 10 yıllık takip çalışmasıdır. Bu, implant tedavisinin ömrünün 10 yıl olduğu anlamına gelmez. 20-30 yıl veya daha uzun süre problemsiz fonksiyon görebilir.) Bu başarı oranı güncel diğer protez yöntemlerinin hepsinden daha yüksektir. implantların ağızda otuz yıl kadar sorunsuz kaldığı görülmüştür. Fakat implantlardan ortalama beklenti bundan kısadır. implantın ömrü bir çok etkene bağlıdır. Hastanın sağlığı ve implantların iyi bakımı bunların ikisidir. Bunların yanı sıra aşırı sigara içen ve fazla alkol kullanan hastalarda implantların başarısı olumsuz etkilenmektedir. Ömürlerini etkileyen birçok etkeni ve sizin risklerinizi hekiminiz size açıklayacaktır. Bununla beraber bakımı sizin kontrolünüz altında olan bir tedavi için garanti vermek mümkün değildir. Ancak biz size mümkün olduğu kadarı ile implantı kusursuz bir şekilde yerleştirmeye çalışacağımızı söyleyebiliriz. Size implantınızın bakımı hakkında gerekli bilgileri verebilir, gerektiğinde problemleri tedavi ve telafi edebiliriz. Biz implantların başarılı olması için elimizden geleni yapacağız, fakat siz de aynı çabayı implantların bakımını yapmada göstermelisiniz.

    Şu da bir gerçektir ki ağız bakımını ihmal eden bir hasta nasıl diş problemleri yaşıyor ise, implant tedavisinde de problem yaşayacak ve ihmali sonunda implantlarını kaybedecektir. Bu nedenle ağız bakımı çok kötü olan ve implantların bakımını da ihmal edecek hastalara implant tedavisini kesinlikle önermiyoruz ve fakültemizde bu hastalara implant yapmayı tercih etmiyoruz.

  12. İmplantların yerleştirilmesinden sonra nelere dikkat etmeliyiz?

    Ağız hijyeninin sağlanması ve korunması çok önemlidir. İmplantların ağız içindeki yabancı cisimler olduğu düşünülürse temizliklerinin en az kendi dişleriniz kadar hatta daha da önemli olduğunu takdir edersiniz. implantların temizlikleri zor değildir; ancak bu iş için yeterli zamanı ayırmanız gerekmektedir. Unutmamanız gereken şey, bu tip bir tedavinin başarılı olması için gerekli en önemli faktörün düzenli ağız bakımı olduğudur.

  13. İmplant yaptırmak için ne kadar izin almalıyım?

    Genelde ameliyat günü ve birden fazla implant yerleştirilmişse ilaveten bir iki gün daha dinlenme tavsiye ediyoruz. Ameliyat sonrası şişlik, ağrı, morarma ve sızıntı şeklinde kanama olabilir.

  14. Çene ekleminin yapısı ve fonksiyonu hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

    Çene eklemi (temporomandibular eklem) kulaklarımızın hemen önünde bulunan, alt çene kemiği ile şakak kemiği arasında ve bu iki kemik arasında da bir eklem kıkırdağı (eklem diski) ihtiva eden , çift taraflı ve çok çeşitli yönlerde hareket edebilme kabiliyetine sahip bir eklemdir. Özel yapısı sayesinde hem kayma, hem ileri geri hareket edebilme hem de kısıtlı olarak dönme hareketi yapabilen vücuttaki tek eklemdir. Özel yapısı ve konumu gereği çiğneme kasları ve dişler gibi çevre dokularla da etkileşim içerisindedir. Bu yapılardaki bazı rahatsızlıklar eklem problemlerine neden olabilmektedir.

  15. Çene eklemi rahatsızlıklarının sebepleri nelerdir?

    Çene eklemi rahatsızlıklarının sebepleri çok çeşitli olabilir ve çoğu zaman tam tespit edilemez. Örneğin esneme esnasında ağzınızın çok açılması, diş tedavisi esnasında ağzın uzun süre açık kalması veya çeneye fazla yük gelmesi, stres veya kızgınlık sonucu dişlerin sürekli sıkılması gibi günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız durumlar eklem problemini başlatabilir ve şikâyetleriniz başlangıçta çok belirgin olmayabilir. Bununla beraber çeneye gelen bir darbe sonrası başlayan eklem rahatsızlığı, anormal bir çene hareketi esnasında ağızda kilitlenme gibi sebep-sonuç ilişkisi belirgin de olabilir. Çene eklemi problemlerinin diğer bazı sebepleri arasında eklem tümörleri, uygun olmayan diş protezleri, çiğneme kaslarında istemsiz kasılma gibi çene bölgesiyle ilişkili etkenler olabilirken, uzun süreli stres, üzüntü veya depresyon gibi dolaylı bir psikolojik etken veya tüm eklemleri ve vücudu etkileyebilen bazı hastalıklar da (romatoid artrit, psoriatik artrit, sistemik lupus eritematozus, ankilozen spondilit gibi) olabilir. Bu yaygın sebeplerden dolayı, toplumda yaklaşık her 10 kişiden birinde eklem problemi olduğu tahmin edilmektedir. Kliniğimizin hasta profili de bu durumu teyit etmektedir.

  16. Çene eklemimden ses geliyor. Ciddi bir problem midir? Tedavi gerekir mi?

    Çene ekleminde ağrı, fonksiyon bozukluğu veya çenenin açık/kapalı halde kilitlenmesi gibi bulgulardan herhangi birinin eşlik etmediği ve yalnızca ağız açma kapama esnasında duyulan bir sesi, (belirgin bir ses olsa dahi) ciddi bir problem olarak kabul etmiyoruz ve aktif bir tedaviye gerek görmüyoruz. Eklem problemlerinin tedavisinde amaç sesi ortadan kaldırmak değildir çünkü cerrahi düzeltme yapılsa dahi sesin nüks etme ihtimali vardır. Bu sebeple sese ilaveten yukarıda bahsettiğimiz şikâyetlerden biri veya birkaçı eklenirse, o durum da tedaviye başlanması gerekecektir.

  17. Çene eklemi rahatsızlıklarında ağız açıklığı etkilenir mi?

    Evet. Çene eklemi rahatsızlığına bağlı olarak ağız açıklığında azalma olabilir. Ağız açıklığında ani gelişen ve şiddetli ağrının eşlik ettiği bir kısıtlanma, genelde eklem kıkırdağının öne kaymasına ve yerine geçememesine bağlı olarak gelişir(redüksiyonsuz disk dislokasyonu). Eklem çıkması durumunda ise ağız çok açık bir şekilde kalacaktır ve bir hekim müdahalesi ile eklemin yerine oturtturulması gerekebilecektir. Ayrıca çiğneme kaslarının bazı hastalıklarında veya ankiloz dediğimiz çene kemiği ile şakak kemiği arasında kaynamaya bağlı olarak da ağzı açıklığında kısıtlanma olabilir.

  18. Çene eklemi rahatsızlıkları kulak bölgesinde ağrıya sebep olur mu?

    Kulak ile çok yakın anatomik komşuluğundan dolayı çene eklemi rahatsızlıklarından kaynaklanan ağrılar sıklıkla kulak ağrısı ile karıştırılmaktadır. Hatta kliniğimize başvuran eklem hastalarımızın yaklaşık beşte biri, önce KBB uzmanına başvurmuş ve kulaklarında bir probleme rastlanmayarak bize yönlendirilmiş hastalardan oluşmaktadır.

  19. Çene rahatsızlıklarının tedavisi nasıldır? Ameliyat gerekir mi?

    Birçok eklem probleminin tedavisinde öncelikle daha basit ve temel yöntemler ile tedaviye başlanır ve eğer yapılan tedavi yetersiz veya etkisiz olursa bir sonraki tedavi aşamasına geçilir. Başlangıçta ilaç tedavisi, gece plağı veya splint tedavileri, fizik tedavi yöntemleri ile tedavi yapılır. Gerekirse (genellikle ikinci aşamada) eklem yıkaması (artrosentez), eklem içi enjeksiyonlar, artroskopi gibi minimal girişimsel cerrahi yöntemler uygulanır. Bütün bu tedavilere cevap vermeyen nadir durumlarda açık eklem ameliyatı gerekebilir. Bununla beraber bazı eklem rahatsızlıkları direk cerrahi tedavi de gerektirebilir. (Çene eklemi tümörleri, çene ankilozu dediğimiz çenenin kafa ile kaynaşması gibi durumlar) Bu eklem rahatsızlığınızın cinsine ve şiddetine göre de değişecektir. Bu durum hakkında uzman hekiminiz sizi bilgilendirecektir.

  20. Kliniğinizde her türlü eklem tedavisi yapılıyor mu?

    Evet. Gerek ameliyatsız tüm tedavi yöntemleri, gerekse eklem ameliyatı gerektiren problemlerinin cerrahi tedavileri kliniğimizde lokal veya genel anestezi altında yapılmaktadır. Bununla beraber eklem rahatsızlıklarının büyük bir kısmı cerrahi müdahaleye ihtiyaç kalmadan tedavi edilebilmektedir.

  21. Gömülü diş ne demektir?

    Sürme yaşı geçtiği halde süremeyerek çene kemiği içerisinde kısmen veya tamamen gömülü kalmış diş demektir. Örneğin 19 yaşındaki bir hastanın sürmemiş 20 yaş dişleri henüz sürme yaşı gelmediği için gömülü diş sayılmazlar.

  22. Her gömük dişin ameliyatla alınması gerekir mi?

    Bu konu tartışmalı olmakla birlikte her gömülü dişin alınması şart değildir. Daha önce bir rahatsızlığa neden olmamış ve olması da beklenmeyen, çene kemiği içerisinde derinde ve tamamen gömülü dişlerin müdahale edilmeden belli aralıklarla kontrol filmleri alınarak takibi yeterli olabilir. Ancak daha önce çeşitli rahatsızlıklara neden olmuş veya rahatsızlığa neden olmasa bile ağızda kısmen görünen, yandaki diş ile uygun olmayan açıda doğrudan teması olan gömülü dişlerin alınması gereklidir.Kısmen gömülü (ağızda bir kısmı görünen) dişin pozisyonu ve kök anatomisi uygunsa ameliyatsız çekimleri de mümkün olabilmektedir. Sizin durumunuz çene cerrahı tarafından klinik ve radyografik olarak değerlendirilerek, en uygun yaklaşım tarzı hakkında size bilgi verilecektir.

  23. Dişlerin gömülü kalma sebepleri nelerdir?
    • Dişe komşu bölgedeki bozukluklara bağlı olarak ki bunlar:
      • Yandaki dişin yapı ve dizi bozukluğu nedeniyle oluşturduğu baskı
      • Uzun süreli iltihaplanma
      • Dişin çevresindeki doku yoğunluğu
      • Çene gelişimindeki yetersizliğe bağlı yer darlığı
      • Dişlerdeki gelişim anomalisi veya diş germinin yanlış istikamette bulunması
      • Sürme yolunda kist veya tümör gibi patolojik bir engel
      • Çeşitli nedenlerle oluşmuş kemik anormallikleri
      • Kuron - kök şeklinde anormallikler
    • Bazı hastalıklarda da dişler gömülü kalabilir ki bunlardan bazıları:
      • Raşitizm
      • Tüberkuloz, Herediter Sifiliz gibi spesifik enfeksiyonlar
      • Kleido-kraniyal dizostozis
      • Oksisefali
      • Progeri
      • Akondroplazi
      • Damak yarığı
  24. Gömülü dişlerin ameliyatı zor mudur? Ameliyat esnasında ağrı hisseder miyim?

    Ameliyatın zorluğu esasen dişin ne kadar derinde gömülü olduğuna ve anatomik şekline göre değişir. Ayrıca ağız açıklığınızın miktarı ve ameliyatı etkileyecek ciddi bir hastalığınızın olup olmadığına göre de değişir. Dişin kemik içerisindeki derinliği arttıkça, açılanması normalden farklılaştıkça, kökleri ne kadar uzun eğri veya ayrıksa o derecede dişin ameliyatı zorlaşacaktır. Buna göre hafif öne açılı veya düz pozisyonda, yüzeysel olarak gömülü ve kökleri birleşik bir gömülü dişin ameliyatı yaklaşık 20 dk. içerisinde tamamlanabilirken, tamamen kemik içerisinde gömülü, geriye açılı veya ters dönmüş, kökleri ayrık ve kıvrık bir gömülü dişin ameliyatı 1 saatten uzun sürebilir.Ameliyatınız için çene cerrahınız gerekli anesteziyi yapacaktır. Ameliyat esnasında ağrı hissetmeyeceksiniz ancak dokunma veya baskı hissi devam edecektir. Yani dişinize kuvvet uygulandığında bir temas hissiniz olacak ancak ağrı veya sızınız hiç olmayacaktır.

  25. Gömülü dişimi aldırmazsam ne gibi problemler yaşayabilirim?

    Eğer hekiminiz tarafından çıkarılması gerekli görülen bir gömülü dişi aldırmazsanız, perikoronit denilen diş çevresi dokuların iltihabı, çürük, çene apseleri, gömülü dişe komşu dişte kök erimesi, kist veya tümör oluşumu veya protez kullanımına engel olması gibi problemler yaşayabilirsiniz.

  26. Gömülü diş ameliyatı sonrası ne gibi problemlerle karşılaşabilirim?

    Tecrübeli ve uzman bir hekimin ameliyatı yapması durumunda ciddi bir problemle karşılaşma ihtimaliniz çok düşüktür. Gömülü diş ameliyatından sonra hafif kanama, şişlik ve hafif bir ağrı (ağrı kesicilerin ağrıyı dindirebileceği boyutta) olması kaçınılmazdır. Bununla beraber riskli vakalarda, sinir zedelenmesi, köklerin komşu anatomik bölgelere kaçması, sinüs açıklığının meydana gelmesi, kemikte kırılma gibi ciddi problemler de yaşanabilir. Çene cerrahınız böyle ciddi bir risk oluşturabilecek durumlarda ameliyat öncesi sizi bilgilendirecek ve sizin için en uygun ve en az riskli yöntemi uyugulayacaktır.

Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi
  1. Bölümünüzde muayene olmak için ücret ödemem gerekiyor mu?
    Fakültemizin ilk muayene bölümünde muayene olduğunuz takdirde yapılan muayeneden dolayı ve hekiminizin gerekli gördüğünde çektireceğiniz diş röntgen filmlerinden (periapikal) herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Bunun dışında yine ancak gerekli durumlarda alınacak tüm filmler ve konulan tanıya göre yapılacak tedaviler ücrete tabidir.
  2. Hamileyken diş tedavilerimi yaptırabilir miyim?
    Gebelik süresince yaşanılan hormonsal ve fizyolojik değişiklikler ağız ve diş sağlığını yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle özellikle gebelik planlaması öncesinde diş hekiminizin yapacağı bir ağız muayenesi çok yararlı olacaktır. Bu aşamada hekiminiz ağız hijyeninizi ideal bir seviyeye getirecek ve ilerde karşılaşabileceğiniz ağız ve diş problemlerinizin önlenmesine yardımcı olacaktır. Herhangi bir nedenle böyle bir kontrolden geçmemiş iseniz diş tedavileriniz için en uygun dönem 13 ve 20. haftalar arasıdır. Bununla birlikte acil bir ağız veya diş problemi yaşamanız durumunda gebeliğin hangi döneminde olursanız olun gerekli tüm acil müdahaleler, tıbbi açıdan bir sakınca olmadığı takdirde yapılabilir. Tıbbi bir sakınca olduğu durumlarda ise hekiminizden alınacak görüş doğrultusunda gerekli müdahaleler yapılabilmektedir.
  3. Hamileyken diş veya çene röntgeni çektirmemin bir sakıncası var mıdır?
    Gebelikte troid koruyucu ve kurşun önlük ile birlikte alınacak diş ve çene röntgen filmlerinin herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Bununla birlikte çok zorunlu olmadığı takdirde ilk bir ay boyunca röntgen filmi alınmaması daha uygundur. Böyle bir durumda veya bilgisayarlı tomografi çekilmesinin gerekli olduğu durumlarda diş hekiminiz mutlaka kendi uzman hekiminizin görüşünü alacaktır.
  4. Ağzımda çok sık yara çıkıyor, bu bir hastalık belirtisi midir, nereye başvurmalıyım?
    Ağız bölgesinde en sık karşılaşılan yaralar ağız ülserleri olup bunlar "aft" olarak adlandırılmaktadır. Aftlar; anemi, mide-barsak hastalıkları, bazı allerjik durumlar, vitamin eksiklikleri, romatizmal hastalıklar gibi birçok sistemik kaynaklı durumlardan kaynaklanabildiği gibi tamamen ağız içi nedenlerle de ortaya çıkabilmektedir. Özellikle yıl içerisinde çok sık çıkan tekrarlayıcı (rekürrent) aftlarda dikkatli bir klinik inceleme gereklidir. Böyle bir durumda diş hekiminiz yapacağı muayene sonucunda ağız içi kaynaklı bir neden bulamadığı takdirde sizi bir dahiliye ve dermatoloji uzmanına yönlendirecektir.
  5. Çene eklemimden ses geliyor, ne yapmalıyım?
    Çene eklemi problemleri; eklemde ağrı, ses, çene hareketlerinde kısıtlılık, ağzın normalden fazla açılması, çene çıkması ve ağzın açılması esnasında çenenin sağa veya sola kayması şeklindedir. Çene ekleminizde ağrı veya fonksiyonel bir kayıp olmadan ses olması herhangi bir tedavi gerektirmez. Eğer ağrı veya fonksiyonel bir kayıp söz konusu ise diş hekiminiz bu problemin kas kaynaklı veya eklem içi bir düzensizliğe bağlı olup olmadığını araştıracaktır. Kas kaynaklı problemlerde hekiminizin size uygulayacağı egsersiz programları ve gerekirse reçete edeceği uygun ilaçlarla çene hareketleriniz normale dönecektir. Sorun eklem içi düzensizlik ise bu durumda tanıya yönelik en uygun tedavi için hekiminiz sizi çene cerrahisi bölümüne yönlendirecektir.
  6. Diş hekimliğinde bilgisayarlı tomografi hangi durumlarda gereklidir?
    Konik ışınlı bilgisayarlı tomografilerin (CBCT) kullanımı, diş hekimliği tanı alanında son yıllardaki en önemli gelişme olmuştur. Başta implant planlaması olmak üzere, gömülü dişlerin çekimi, diş ve çene kaynaklı kistlerin operasyonu, diş ve çene travmalarının tespit edilmesi, dejeneratif çene eklemi hastalıklarının tanısı ve sinüslerin görüntülenmesi gibi birçok amaçla diş hekimliğinde konik ışınlı bilgisayarlı tomografilerden yararlanılmaktadır. Aynı zamanda 3 boyutlu (3D) görüntüler elde edilebilen bu tomografilerin medikal tomografilere göre en büyük avantajı hastanın aldığı radyasyon dozunun çok daha düşük olmasıdır.
  7. Geceleri dişlerimi gıcırdatıyorum, bunun dişlerime veya çenelerime bir zararı var mı?
    Geceleri uyku esnasında dişlerin gıcırdatılması (bruxism) veya gün içerisinde sıkılması (clenching) oldukça sık gözlenen bir durumdur. Diş gıcırdatma veya sıkma her ne kadar aşırı stres veya uyku düzensizliği gibi psikolojik kaynaklı olduğu düşünülse de nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. En önemli belirtileri sabahları çenelerde ağrı ve yorgunluk veya baş ağrısıdır. İlerleyen dönemlerde dişlerde aşınma ve çene eklemi düzensizlikleriyle sonuçlanabilmektedir. Diş gıcırdatma şikâyeti olan bir hastada öncelikli hedef problemin varsa diş ve çenelerle ilgili nedenlerini tespit etmek olmalıdır. Böyle bir neden bulunamadığı durumlarda psikolojik destek amaçlı uzman bir hekime yönlendirilmesinde fayda vardır. Bu süreçte diş gıcırdatmadan dolayı dişlerin ve çenelerin zarar görmemesi amacıyla diş hekiminiz size koruyucu bir gece plağı yapacaktır.
  8. Dişlerimi fırçalamama rağmen ağzım kokuyor, ne yapmalıyım?
    Ağız kokusu (halitozis) sadece ülkemizde değil, tüm dünyada çok önemli bir sorun haline gelmiştir. %90 oranında ağız içi ve ağız çevresi yapılardan (burun, sinüs ve boğaz gibi) nedenlerden kaynaklanırken, %10 kadarı ise sistemik faktörlerle ilişkilidir. Ağız içi sebeplerden diş kaynaklı olanlar ağız kokusunun onlarca nedeninden yalnızca bir tanesidir. Bu nedenle dişlerinizi düzenli bile olsa fırçalıyor olmanız ağzınızın kokmayacağı anlamına gelmemektedir. Sistemik kaynaklı bir ağız kokusu ya diyabet gibi mevcut bir sistemik hastalığınızdan veya hastalıktan dolayı kullandığınız ilaçtan kaynaklanabilir. Hatta bir bireyde ağız kokusu yapabilecek birden fazla neden de bulunabilir. Bundan dolayı öncelikle diş hekiminizin olası nedenleri araştırması, gerekli gördüğü takdirde konuyla ilgili diğer uzman hekimlerden görüş alması sizin için yararlı olacaktır.
Endodonti
  1. Kanal Tedavisi Nedir?
    Aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçı olduğunda kanal tedavisine fizik muayene ile beraber karar verilebilir. Kanal tedavisine karar vermek için ağrı olması şart değildir. Bazen hasta hiç ağrı duymasa da dişi kanal tedavisine gidecek kadar çürüyebilir veya hiç çürük olmasa da pulpada görülen dolaşım bozuklukları nedeniyle kanal tedavisi gerekebilir.
    • Kanal tedavisi gerektiren belli başlı belirtiler şunlardır:
      • Şiddetli sıklıkla zonklayıcı ve uzun süren ve kendiliğinden bir etken olmaksızın başlayabilen ağrı
      • Yemek yerken ısırınca dişlerin birbirine değmesi ile ağrı
      • Sıcak şeyler içildiğinde ağrı
      • Gece uykudan uyandıran ağrılar
    Amalgam 1800’ lü yılların sonundan günümüze kadar yaygın bir şekilde kullanılan restoratif bir materyaldir. Günümüzde diş rengindeki estetik dolgu maddelerinin ortaya çıkmasıyla birlikte amalgam hakkındaki eleştiriler oldukça artmıştır. Yapılan araştırmalarda çok az da olsa civa salınımı olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu salınımın böbrek hasarları, nörolojik bozukluklar, immün sistem rahatsızlıkları ve genel sağlık problemleri gibi birçok hastalığa neden olmadığı yapılan bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.
  2. Kanal tedavisi yapılmazsa ne olur?
    Derin çürük ve çatlak dolayısıyla pulpanın kendini iyileştiremeyeceği durumlarda diş canlılığını kaybeder, enfeksiyon bütün dişe yayılabilir. Kanal tedavisi yapılmazsa enfeksiyon kök ucundaki dokulara kadar ulaşabilir. Dişi çevreleyen çene kemiği de iltihaplanarak aşınır. Meydana gelen bu boşlukta abse oluşur. Bu tabloya ağrı ve şişlik de eşlik eder ve diş kısa zamanda kaybedilir.
  3. Kanal tedavisinin aşamaları;
    Öncelikle ağrısız ve acısız bir tedavi olması için dişe anestezi yapılır.Daha sonra çürük temizlenip, dişin özüne ulaşılınca hastalıklı ve yumuşak doku çıkarılır. Sinir ve doku artıkları temizlenir. Dişin aletli (kanal eğeli) röntgeni alınarak kök boyları tespit edilir. Daha sonra pulpanın içinde bulunduğu kanal ya da kanallar yeterli genişliğe gelene kadar yaklaşık kök ucuna kadar kanal eğeleri genişletilir. Genişletme esnasında kanallar bol bol dezenfektan materyaller ile yıkanır. Kök ucuna kadar diş kanalına şekil verilir. Gerekirse bazı ilaçlar uygulanarak iyileşme hızlandırılabilir. Seanslar arasında diş iyileşene kadar geçici dolgu maddeleriyle dişin üzeri kapatılır. İltihabın üremesinin durduğu anlaşıldıktan ve kök ucundan iltihap gelmesi sona erdikten sonra kanal içerisi özel bir dolgu maddesiyle, kök ucuna kadar doldurulur. Bazı vak'alarda bu seanslara hiç gerek olmayıp tek bir seansta da kanal tedavisini sağlıklı bir şekilde kanal tedavisini bitirmek mümkündür. Kanal dolgusu tamamlandıktan sonra eğer çürük büyük ise kanallara yerleştirecek postlardan destek alınabilir. Eğer çürük çok büyükse ve yapılacak dolgu tutma ihtimali düşükse dolgu yerine porselen kuron (crown) tercih edilebilir. Tedavi dişin durumuna göre bir seans sürebileceği gibi birkaç seans da sürebilir.
  4. Kanal tedavisi görmüş diş canlılığını yitirmiştir.
    Bu nedenle canlı bir dişe göre dış etkenlere karşı daha savunmasız olduğu fokal enfeksiyon odağı olabileceği iddia edilmiştir. Fakat yapılan çalışmalar sağlıklı bir kişide böyle bir etkisi olmadığını ortaya koymuştur.
  5. Kanal Tedavisi Ağrılı Bir İşlem Midir?
    Kanal tedavisi yapılırken dişin bulunduğu ilgili bölge lokal anestezikler kullanılarak uyuşturulur. Dolasıyla hasta işlem sırasında ağrı duymaz. Hatta pulpanın canlılığı tamamiyle kaybettiği durumlarda anesteziye bile gerek kalmadan ağrısız bir tedavi gerçekleşir.
  6. Kanal Tedavisi Kaç Seansta Yapılır?
    Kanal tedavisi dişin durumu uygunsa hekimin kararıyla tek seansta bitirilebilir. Güncel literatür, endodontide gelişen teknolojiyle birlikte (döner eğe sistemleri, çeşitli yıkama teknikleri, lazer teknolojisi gibi) tek seansta kanal tedavisini desteklemektedir. Ancak dişin hastalığına bağlı bazı iltihabi durumlarda kanal tedavisini tek seansta bitirmek uygun olmayabilir. Kanal dezenfeksiyonunu sağlamak için kanal içi ilaç kullanımı gerekebilir. Böyle durumlarda iki veya daha uzun seanslara ihtiyaç duyulabilir.. Ancak rutinde dişin durumu uygunsa, kanal tedavisi tek seansta bitirilebilir.
  7. Kanal Tedavisinden Sonra Ağrı Olur Mu?
    Kanal tedavisi bitirildikten sonra ilk bir hafta on günlük süreçte dişte hassasiyet olabilir. Bu hassasiyet kanal tedavisi yapılırken kökün etrafında ki çevre dokunun da yapılan işlemden etkilenmesine bağlıdır. Gerekirse doktorunuzun önereceği analjezik, antiinflamatuar ilaçların kullanımıyla bu hassasiyet giderek azalacaktır.
  8. Kök Kanal Tedavisi Yapılmış Bir Dişin Ömrü Ne Kadardır?
    Kanal tedavisi yapılmış bir dişin ömrü pek çok farklı etkenden etkilenmektedir. Dişe hangi sebeple kanal tedavisi yapıldığı (teşhis), kanal tedavisinin ideal şartlarda bitirlmesi, doğru üst restorasyon seçimi (kaplama, dolgu gibi), hastanın ağız bakımı ve sistemik hikayesi gibi pek çok nedenden etkilenir. Ancak genel olarak yapılan kanal tedavisinde amaç dişin uzun süreli ağızda fonksiyon görmesini sağlamaktır.
  9. Lezyonlu dişler iyileşebilir mi?
    Uygun endodontik tedavi sonrası lezyonlu dişler iyileşebilir.
Genel (Entegre)
Ortodonti
  1. Ortodontik amaçlı teller dişlerde iz bırakırmı?
    Burada toplumun yine yanlış bildiği bir durum mevcuttur. Bu da sabit tellerin söküldükten sonra dişlerde iz bıraktığı ve çürüme yaptığıdır. Zaten ağız bakımı yetersiz olan bir hastada, Ortodontist tedavi esnasında, hastayı uyararak dişlerinde çürümeler başlayabileceğini söyleyecektir.
  2. Ortodontik tedavi amaçlı apareyler dişlerde çürüklere sebebiyet verebilirmi?
    Özellikle sabit teller tedavi süresi boyunca ,dişler üzerinde yapışık olarak kaldığı için hastaların bu teller ile yaşamayi öğrenmesi gerekmektedir.Ağız bakımı sabit aparey taşımayan bir insana göre çok daha iyi olmalıdır.
  3. Ortodontik tedavi amacıyla diş çekimi yapılabilirmi?
    Çapraşıklık eğer çok fazla ise veya çene kemiklerinin birbirine uyumunda bir bozukluk mevcut ise,daimi diş çekimine gitmek suretiyle ,boyut olarak fazla olan dişler çene kemigi boyutu ile uyumlandirilmakta ve çapraşıklık düzeltilmektedir.
  4. Tedavi sonrası dişler eski durumuna doğru kayabilir mi?
    Anne ve babaların sıklıkla sorduğu bu komplikasyon, tedavinin hemen sonrası,hastanın hekiminin direktiflerini yerine getirmediği zaman meydana gelmektedir.
  5. Ortodontik tedaviler kaç bölüme ayrılır?
    Mevcut bir çene bozukluğunun düzeltilmesine yönelik tedaviler ve koruyucu tedaviler olmak üzere iki bölüme ayrılır. Çocuklar küçük yaşlardan itibaren bir Ortodontist kontrolüne girdiği anda, ileride oluşabilecek çok daha ağır çene bozuklukları engellenmesi için koruyucu bir tedavi yapılmış olacaktır.
  6. Ortodontik tedaviler kaç yaşında başlamalıdır?
    Bu vakadan vakaya değişebilir. Solunum fonksiyon bozukluğu olan hastalarda 6 yaşından itibaren çene ve dişlerde deformitelere sebep olmaya başlayabilir.
  7. Yetişkin hastalara da ortodontik tedavi uygulanabilir mi?
    Halk arasında bilinenin aksine ortodontik tedaviler 18 yaşına kadar değil,dişler ve diş etleri sağlıklı olduğunda, her yaşta uygulanabilir.
  8. Ortodontik bozukluklar son yıllarda niçin bu kadar önemsenmektedir?
    Toplumun sosyo kültürel seviyesinin gelişmesi, uzman sayısının artması ,ekonomik gelişme ile toplumun refah seviyesinin yükselmesi ve ortodontik tedavi tekniklerinin gelişmesi ,ortodontik tedavilerin önemini arttırmaktadır.
Pedodonti
  1. Süt dişlerinin önemi nedir?
    Süt dişleri çocuğun gelişim döneminde doğru beslenme, konuşmanın gelişimi, estetik, çenelerin ve doğru kapanış ilişkilerinin gelişimi açısından hayati öneme sahiptir. Süt dişleri düşme vaktinden önce çekildiklerinde altından gelecek olan daimi dişlerin sürmesi zorlaşır ve çocuğun ileriki yaşlarında uzun sürecek ortodontik tedaviler görmesi gerekebilir.
  2. Süt dişlerine dolgu yapılırsa alttan gelecek olan dişe zarar verilir mi?
    Süt dişleri çürüdüğünde, vakaya uygun olarak seçilen bir dolgu malzemesiyle restore edilip alttan gelecek olan daimi diş sürene kadar ağızda tutulmaya çalışılır. Süt dişine yapılan dolgu alttaki dişe zarar vermez, aksine dolgu gerektiği takdirde yapılmadığında süt dişinde apse gelişecek ve diş dolguyla ağızda tutulabilecekken kanal tedavisi veya çekim dahi gerekli hale gelebilecektir.
  3. Flor uygulaması nedir, zararı var mıdır?
    Florür, diş dış yapısının mineral yapısını kuvvetlendirerek çürüğün oluşmasını engeller, mevcut çürük başlangıçlarını remineralize eder ancak çürükleri geri döndürüp sağlıklı dişe dönüştürmez. Diş çürüklerinin önlenmesi için tek başına yeterli de değildir. Faydaları çocuğun ilk muayenesinde hekime alıştırılması, 6 ayda bir uygulandığında çürük oluşumunun azalmasıdır. Coğrafik şartlara göre çeşme sularında yüksek florür oranı bulunan yerleşim birimlerinde dişlerde florozis (florüre bağlı sarıdan kahverengiye değişen renklenme) geliştiği bilinmektedir. Profesyonel veya evde florür uygulamalarında da çok yüksek miktarlarda yutulduğu takdirde çeşitli zararları olabilir. Ancak düzenli, kontrollü uygulamarla çürük oluşumunu azalttığı ve güvenli olduğu bilinmektedir.
  4. Yer tutucu nedir?
    Çocuklarda süt dişleri çürük, travma, patolojik sebeplerle çekilmek zorunda kalabilir. Ancak süt dişleri altından gelecek daimi dişe rehberlik yaptığı için çekim bölgesinin mesafe olarak korunması gerekmektedir. Bu amaçla o bölgeden alınan bir ölçü üzerinde akrilik, metal veya yapay diş içeren bir aparey oluşturulup çocuğun bu apareyi kullanması sağlanmalıdır. Bu şekilde yer kaybı önlenmiş olur ve çocuğun ileride uzun süre ortodontik tedavi görmesi engellenebilir.
  5. Genel anestezi ile diş tedavisi zararlı mıdır?
    Genel anestezi hiçbir şekilde kooperasyon kurulamayan veya çok sayıda dişinde restorasyon/çekim gereken veya medikal problemleri olan hastalarda tek seansta tedaviye imkan veren bir uygulamadır. Genel anestezi öncesinde hastanın ameliyata hazır olup olmadığını belirlemek için çeşitli tahlil ve değerlendirmeler yapılır. Bütün bunlar yapılmasına rağmen literatürde çok nadir de olsa sadece genel anesteziye bağlı olarak komplikasyon gelişebilmektedir. Ancak hasta ve hekim konforu açısından avantajlı olduğu kadar çok küçük ve kooperasyonun mümkün olmadığı hastalarda hekim fobisini engellemesi açısından büyük avantaj sağlar.
  6. Süt dişine lokal anestezi yapıldığında alttaki dişe zarar verir mi?
    Lokal anestezi sürecek olan daimi dişe herhangi bir zarar vermez. Aksine klinikte çocuğa konforlu bir tedavi gerçekleştirilmesini sağlayan önemli bir unsurdur. Ancak özellikle alt çenede yapılan bazı anestezi uygulamaları sonrası; çocuk o bölgedeki uyuşuk yumuşak dokular, dil, dudağını ısırabileceğinden dolgu/çekim sonrası hekim tarafından aile ve çocuk bilgilendirilmelidir. Ancak hastanın anesteziye alerjisi varsa, hasta velisi hekimi bilgilendirmeli ve hekim de anestezik madde değişikliği veya gerekli konsültasyonları gerçekleştirmelidir.
  7. Hangi macunu veya fırçayı kullanmalıyız?
    Kullanılan macun veya fırçanın markasından çok dişlerin hangi teknikle ve günde kaç defa fırçalandığı önemlidir. Bunun yanında çocuğun diyetinin neye dayandığı önemlidir. Başka bir unsur da çocuğun kaç öğün beslendiğidir. Örneğin dişini günde 3 defa fırçalayan bir çocukta fırça kullanımından hemen sonra yapışkan özellikli karbonhidrat tüketimi sıksa çürük riski halen vardır. Fırçalamanın şiddeti de önemlidir. Çok aşırı şiddet uygulamak dişeti kanamaları, dişeti çekilmeleri ve hatta diş yüzeyinin aşınmasına kadar gidebilir. Günde 4 defa ancak üstünkörü ve plağı uzaklaştırmayan bir fırçalama da çürük riskini azaltmayacaktır. Ayrıca bebeğin/çocuğun gün içinde dişleri fırçalansa bile gece uyurken içerisinde bal, pekmez, şeker bulunan sütle uyutulması da çürük riskini arttıracaktır.
  8. Biberon çürüğü nedir?
    Gece bebeğin daha kolay uyutulması amacıyla, bal, pekmez veya şeker ilave edilmiş süt içirilmesini takiben oluşan alt ön dişlerin daha az etkilendiği diğer dişlerinse yaygın bir şekilde etkilendiği durumdur. Gece tükürük salgısı azaldığından, diş çürüğüne sebep olan bakteriler de bütün bir gece süt içinde bulunan şekeri parçalayıp laktik asit üretimini arttırdığından çürük gelişimine çok müsait bir ortam gelişir. Bu yüzden, bebeğinizi gece sadece suyla uyumaya alıştırmalı, bunu sağlayamıyorsanız süt içtikten sonra su içirmeli, dişleri gazlı bezle silmelisiniz.
  9. Fissür örtücü nedir, ne işe yarar?
    Azı ve küçük azı dişleri çiğnemeye özel girintili yapılara sahiptirler. Ancak bu yüzeyler ağız diş bakımı iyi yapılmayan bireylerde çürümeye en müsait yüzeylerdir. Günümüzde diş hekimliğinde harcanan masrafların yarısından fazlası ağızda ilk süren daimi azı dişi olan 1. Azı dişine harcanmaktadır. Bu sorunun önüne kısmen de olsa geçebilmek için azı dişlerinin bu girintili yüzeylerini örtüp ağız ortamından ayırmak için fissür örtücüler geliştirilmiştir. Uygun endikasyon ve düzenli kontrollerle çürük oranı oldukça düşürülebilmektedir.
  10. Çocuğum dişini kırdı tedavi edilmesi gerekir mi?
    Her üç çocuktan biri hayatının bir döneminde dental travmaya maruz kalabilir. Hafif veya şiddetli olsun, bu travmaların yakın veya uzak dönemde etkileri olabilir. Erken muayene ve teşhis ileride görülebilecek sorunları en aza indirgemeye yöneliktir. Hastanın velisi tarafından önemsenmeyen bir travma alınan bir radyografla incelendiğinde çok ciddi bir travmaya işaret edebilir. Bu yüzden çok basit de gözükse dental travma sonrası en kısa zamanda diş hekiminize başvurmalısınız.
Periodontoloji
  1. Periodontoloji nedir?
    Doğal dişleri ve dental implantları destekleyen yumuşak dokularının ve çene kemiğinin sağlık ve hastalık durumlarını inceleyen ve periodontal tedavi sonrasında elde edilen sağlığın korunmasını amaçlayan bilim dalıdır.
  2. Sağlıklı dişeti nasıl olmalıdır?
    Klinik olarak sağlıklı dişeti gül kurusu-pembe renkte, sıkı ve kenarları bıçak sırtı şeklinde dişe yapışık olmalıdır.
  3. Dişeti hastalığı nedir?
    Dişeti hastalığının erken dönemlerinde klinik görüntü genellikle kırmızı, parlak ve ödemli bir hal alır. Hastalığın bu evresi gingivitis olarak adlandırılmaktadır. Gingivitis, ilerleyen dönemde periodontitis olarak adlandırılan ve destek kemiğin yıkımı, dişeti çekilmesi, köklerin açığa çıkması ve dişlerin sallanarak kaybedilmesiyle karakterize bir duruma dönüşebilir. Yetişkinlerde diş kayıplarının büyük oranı tedavi edilmemiş dişeti hastalıklarından kaynaklanır.
  4. Dişeti hastalıklarının sebepleri nelerdir?
    Dişeti hastalıklarının başlıca nedeni, düzenli ve etkili fırçalama yapılmaması sonucunda dişlerin yüzeylerinde ve diş aralarında oluşan "mikrobiyal dental plak" adı verilen birikintilerdir. Ayrıca diştaşı gibi anormal eklentiler, taşkın dolgu ve restorasyonlar mikrobiyal dental plağın artmasına sebep olabilmektedir. Diş yüzeyindeki bu eklentiler temizlenmez ve düzensizlikler ortadan kaldırılmazsa, mikroorganizmalar ve ürettikleri zararlı maddeler dişeti hastalıklarına ve dişi destekleyen yumuşak (dişeti) ve sert dokularda (alveol kemiği) kayba neden olurlar.
  5. Dişeti hastalığım olduğunu nasıl anlarım?
    Hastalıkla birlikte dişetleri şişer ve kızarır. Dişeti hastalığının en önemli belirtilerinden birisi, hastalarımız tarafından kolaylıkla fark edilebilen, kendiliğinden, yemek yerken veya fırçalarken meydana gelen dişeti kanamasıdır. Hastalık ilerledikçe dişeti çekilmesine bağlı kök yüzeyleri açığa çıkabilir. Açığa çıkan kök yüzeylerinde sıcak-soğuk hassasiyeti gelişebilir. Dişi destekleyen dokuların kaybına bağlı dişlerde sallanma (mobilite) ve yer değiştirme görülebilir. Diğer önemli bir bulgu da dişeti hastalıklarında rol oynayan bakterilerin neden olduğu ağız kokusudur.
  6. Dişeti hastalıkları nasıl teşhis edilir?
    Dişeti hastalıkları, doktorunuz tarafından yapılacak klinik ve radyografik muayene ile teşhis edilir. Klinik muayenede dişeti, ağız mukozası, dil, damak, ağız tabanı ve farenks değerlendirilir. Dişeti cebi derinlikleri, periodontal sond ile ölçülerek incelenir. Klinik muayeneyi genellikle radyografik değerlendirme de desteklemektedir. Radyografik muayene için kliniğimizde panoramik, periapikal radyograflar ve Cone-Beam Tomografi (CBCT) kullanılabilmektedir.
  7. Dişeti hastalıkları genel sağlığımı etkiler mi?
    Periodontal hastalığa neden olan mikroorganizmalar ve ürettikleri zararlı maddeler, direkt veya indirekt olarak kalp hastalıkları, diyabet, solunum yolu ve akciğer hastalıkları ve düşük ağırlıklı veya erken doğum riski oluşturmaktadır.
    Kalp hastalıkları ve periodontal hastalıkların gelişim mekanizmaları benzer olup her iki hastalık da ileri yaşlarda, erkeklerde, sosyo-kültürel düzeyi düşük, sigara içen, yüksek tansiyonu olan, stresli bireylerde daha sık ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarda, oral enfeksiyona sahip kişilerde, enfeksiyonun görülmediği bireylere kıyasla %30 daha fazla kalp krizine rastlandığı belirtilmiştir.
    Kontrol altında olmayan diyabet hastalarında periodontal hastalığın şiddetlendiği görülmektedir. Aynı zamanda periodontal hastalıklar da diyabetin kan glukoz seviyelerinin kontrolünü zorlaştırdığı ve periodontal hastalığın tedavisiyle diyabet hastalarının kontrolünün iyileştiği çalışmalarda gösterilmiştir. Bu çift yönlü ilişki yüzünden diyabetik hastalarda periodontal sağlık önemlidir.
    Periodontal hastalıkta etkili olan mikroorganizmaların solunması veya bu mikroorganizmaların solunum yollarında toplanması akciğer hastalıklarının gelişmesine yol açabilmektedir.
    Ayrıca periodontal hastalık fetüs için tehdit oluşturur, fetüsün gelişimini etkileyerek, erken doğum/düşük doğum ağırlığı gelişimine neden olabilir.
  8. Kullandığım ilaçlar dişeti sağlığımı etkiler mi?
    Çeşitli sistemik hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılan ilaçlar, dişetlerinde büyüme ile sonuçlanabilir;
    • Epilepsi tedavisinde kullanılan antikonvülsan bir ilaç olan Phenytoin,
    • Organ-doku nakli sonrasında kullanılan immunosupresif bir ilaç olan Cyclosporin A,
    • Kalp ve hipertansiyon hastalarında kullanılan kalsiyum kanal blokerlerinden Nifedipine, Amilodipine, Nicardipine, Diltizem ve Verapamil gibi…
  9. Sigara kullanımı dişeti sağlığımı etkiler mi?
    Sigaranın periodontal hastalıklardaki kemik kaybının artışında bir risk faktörü olduğu ve periodontal tedavilere karşı doku cevabını azalttığı ve klinik sonuçlardaki başarı oranının düştüğü bildirilmiştir. Bu durum, sigaranın damarlanma üzerindeki etkisine, savunma hücrelerinin fonksiyonunu bozmasına, kollajen sentezini etkilemesine ve iltihabi cevabı değiştirmesine bağlanmaktadır.
  10. Hamilelik dişeti sağlığımı etkiler mi?
    Bayan hastalarımızda puberte, menapoz, menstruasyon veya hamilelik gibi dönemlerde meydana gelen hormonal değişiklikler, dişetlerinde bulunan inflamasyonu şiddetlendirebilir ve dişeti hastalığına olan yatkınlığı artırabilir. Özellikle hamilelik döneminde “hamilelik tümörü” ismi verilen pyojenik granülamatöz lezyonların ortaya çıkması sık görülen bir bulgudur. Bu yüzden hamile hastalarımızda diş yüzeyi temizliği ve oral hijyen uygulamaları önem kazanmaktadır.
  11. Dişlerimi sıkıyorum ve gıcırdatıyorum, dişeti sağlığıma zarar verir mi?
    Diş sıkma veya gıcırdatma dişleriniz etrafındaki destek dokulara karşılayabileceğinden daha fazla kuvvet uygulanmasına ve periodontal dokularda yıkım olmasına veya mevcut yıkımın şiddetlenmesine sebep olabilir. Tedavide başlıca etyolojide rol oynayan faktörler (neden olan faktörler) değerlendirilir, gerekirse tıp hekimine danışılır ve etkilerini önleyici tedavi uygulanır (okluzal uyumlama, plak hazırlama, periodontal splint vs.)
  12. Periodontoloji bölümünde hangi tedaviler yapılmaktadır?
    Periodontal tedaviler birbirini izleyen basamaklar halinde uygulanır. Bu basamaklar; Başlangıç tedavisi, Periodontal cerrahi ve Destekleyici tedaviyi içerir.
    Başlangıç tedavisinde;
    • Fırçalamanın ve dişlerin ara yüz bölgelerinde temizliğin öğretilmesi,
    • Diş ve kök yüzeylerindeki eklentilerin ortadan kaldırılması,
    • Plak birikimini artıran etkenlerin (taşkın restorasyon, diş yüzeyi deformiteleri) ortadan kaldırılması,
    • Okluzyonun (kapanışın) değerlendirilmesi ve okluzal uyumsuzlukların giderilmesi,
    • Periodontal cep ölçümü ve derin ceplerin kök yüzeyi düzleştirmesi (küretaj) ile tedavisi,
    • Destek kaybına bağlı olarak mobil (sallanan) dişlerin splintlenmesi (sabitlenmesi),
    • Dişeti çekilmesine bağlı kök yüzeyi hassasiyetlerinin tedavileri yapılmaktadır.
    Periodontal cerrahi fazında;
    • Yumuşak doku lazer uygulamaları,
    • Flep operasyonu (derin periodontal ceplerin tedavisi),
    • Dişeti büyümelerinin düzeltilmesi,
    • Dişeti çekilmelerinin tedavileri (kök yüzeyi örtümü vs),
    • Anormal kas bağlantılarının düzeltilmesi,
    • Rejeneratif periodontal cerrahi uygulamaları (kemik grefti vs),
    • Rezektif periodontal cerrahi uygulamaları (kök rezeksiyonları, kemik konturu düzeltmeleri vs),
    • Kron boyu uzatmaları (protez tutuculuğunu artırmak veya estetik amaçla),
    • Dental implant uygulamaları ve
    • Dental implantların etrafını destekleyen kemik ve yumuşak dokuların takibi ve tedavisi Periodontoloji’nin çalışma alanı içinde yer almaktadır.
    • Periodontoloji ayrıca, sistemik, hormonal ve genetik hastalıklara bağlı ağız içi bulgularının tanısı ve tedavisi ile klinik ve temel tıp bilimleri ile ortak çalışmalar yapılmaktadır.
    Destekleyici periodontal tedavide;
    • 6 aylık kontrollerle tedavi sonunda elde edilen sağlığın devamlılığının sağlanması,
    • Diş ve kök yüzeyi/implant temizliğinin yapılması,
    • Hastanın ağız temizliği ile ilgili bilgilerinin tazelenmesi ve yenilenmesi amaçlarıyla gerekli işlemler uygulanır.
  13. Periodontal tedavi kaç seans sürer?
    Periodontoloji disiplininin bir gereği olarak, hastalarımız tedavi sürecinden sonra takip sürecine alınmaktadır ve böylece periodontal hastalığın nüksü önlenmiş olmaktadır. Periodontal hastalığımızın çeşidine göre kontrol aralıklarımız değişkenlik göstermektedir.
  14. Periodontoloji kliniğinde hangi hekimler tedavi yapmaktadır?
    Hastalarımızın başlangıç tedavileri Periodontoloji öğretim üyeleri, uzmanlık eğitimi alan asistanlar veya onların gözetimindeki diş hekimliği öğrencileri tarafından yapılır. Gereken Periodontal cerrahi işlemleri ve dental implantlar ise öğretim üyeleri veya öğretim üyesi kontrolünde asistanlar tarafından gerçekleştirilir.
  15. Diş yüzeyi temizliği (Detertraj) dişlere zarar verir mi?
    Hekiminiz tarafından uygun alet seçimiyle yapılan profesyonel diş yüzeyi temizliği mine yüzeyine ve dişetlerine zarar vermemektedir. Kullandığımız sonik ve ultrasonik aletler titreşim esasına göre çalışır ve diş taşına teması halinde ona kuvvet vererek, diş taşının diş yüzeyinden ayrılmasını sağlar. Diştaşının diş yüzeyinde kalması, dişeti hastalıklarına sebep olur ve hatta diş kaybıyla sonuçlanabilir. Bu yüzden diş yüzeyi temizliği her 6 ayda bir önerilmektedir.
  16. Diş yüzeyi temizliği sonrasında dişlerimde hassasiyet gelişir mi?
    Hastamızda eğer periodontal hastalığa bağlı dişeti çekilmesi varsa kök yüzeyindeki eklentiler temizlendikten sonra bir miktar sıcak soğuk hassasiyeti gelişebilir. Bunun nedeni, kök yüzeyinin gözenekli bir yapıya sahip olması ve temizlikten sonra ağız ortamına açık hale gelmesidir. Fakat hassasiyet, hekiminiz tarafından uygulanabilecek çeşitli ajanlarla (flor, hassasiyet giderici vs.) ve uygun diş macunu seçimiyle kısa sürede kontrol altına alınabilmektedir.
  17. Diş yüzeyi temizliği sonrasında
    hastalarımız diş fırçalama ve ara yüzey temizliği açısından yeterli özeni göstermezlerse, yüzeyde birikecek plak (besin artığı) bakterilerin çoğalmasına ve bakteriler tarafından üretilen asidin, özellikle kök yüzeyindeki gözenekleri açarak hassasiyet başlamasına neden olabilmektedir. Bu yüzden hastalarımızın periodontal tedavi sonrasında önerdiğimiz bakım yöntemlerini düzenli ve etkili bir biçimde uygulamaları çok önemlidir.
  18. Dişlerimdeki hassasiyetlerin tedavisinde izleyeceğim yol nasıl olmalıdır?
    Dişlerimizde bulunan sıcak ve soğuk hassasiyetlerinin en büyük nedenleri çürükler ve açıktaki kök yüzeyleridir. Hassasiyeti bulunan hastalarımızda ilk önce çürük değerlendirilmesi yapılır ve çürük teşhis edilince gerekli restorasyonlar yapılır. Ardından açıktaki kök yüzeyleri değerlendirilir ve hassasiyet olan yerlere hassasiyet giderici tedavi uygulanır.
  19. Dişlerimdeki lekelenmeler temizlenebilir mi?
    Sigara kullanımına ve çay, kahve gibi gıdaların tüketimine bağlı olarak diş yüzeylerinde lekelenmeler olabilir. Hekiminiz tarafından diş yüzeyi temizliği yapıldıktan sonra, fırça ve lastik gibi çeşitli politür araçları ve pastalar kullanılarak lekelenmeler çıkartılabilmektedir.
  20. Gülme estetiğim periodontal cerrahi ile düzeltilebilir mi?
    Estetik gülüş için en fazla dişeti görünürlüğü kadınlarda 2, erkeklerde ise 1 mm olmalıdır. Gülme esnasında dişeti görünürlüğünün fazla olmasının bir veya birden çok sebebi olabilmektedir. Üst çenenin dikey yönde sarkık olması, dudağın çok ince olması ya da dudağı yukarı çeken kasların hiperfonksiyonu sık görülen bulgulardandır. Protetik diş tedavisi ve Ortodonti uzmanları ile yapılan ortak değerlendirme sonrası bölümümüzde dişlerimizin kron boylarının periodontal cerrahi ile uzatılarak gülme estetiği düzeltilebilmektedir.
  21. Dental implant nedir?
    Eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini sağlamak veya tam hareketli protezlerin tutuculuğunu artırmak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen vida şeklinde titanyum alaşımından yapılmış materyallerdir.
  22. Dental implantlar herkese uygulanabilir mi?
    İmplant uygulamaları için ideal kişiler; genel sağlığı iyi olanlar ve çenelerinde yeterli miktarda kemiği bulunanlardır. Genel sağlığı şüpheli olan hastalarımızın tedavileri ilgili tıp hekimi konsültasyonunda yapılmaktadır. Dental implant uygulanması için yeterli kemiği bulunmayan hastalarımıza ileri cerrahi teknikler (piezzo cerrahi, sinüs lifting, alveolar kemik augmentasyonları) uygulandıktan sonra dental implantlar yerleştirilebilmektedir.
  23. Dental implantın avantajları nelerdir?
    Diş eksikliklerinde komşu dişlere zarar verilmeden sabit dişlerin yapılabilmesine olanak sağlar. Rahat bir gülümseme ve estetik sağlarlar. Dişsiz sonlanan yani son büyük azı dişlerin eksikliği dolayısıyla yapılacak parsiyel hareketli protezlerin yerine sabit restorasyonlar yapılmasına olanak sağlar. Dental implantlar sayesinde yemek yerken veya konuşurken oynayan ve ağrıya sebep olan tam veya parsiyel protezler için tutuculuk ve konfor artırılabilir. Dental implantlar çene kemiğinin fonksiyon görmesini sağlar ve böylece dişsizliğe bağlı çene kemiklerinde görülebilecek rezorpsiyonların (erimelerin) önüne geçilmiş olur.
  24. Dental İmplantlar nasıl yerleştirilir?
    Hekiminizin yönlendirmesine ve hastamızın tercihine bağlı olarak, lokal ya da genel anestezi eşliğinde implant uygulaması yapılabilmektedir. Lokal anestezi sonrası dişeti kaldırılır ve kemik içinde uygun bir yuva hazırlanır. Dental implant bu yuvaya yerleştirildikten sonra dişeti kapatılır ve suturlanır. Operasyon sonrası hastamızın hastanede kalmasına gerek kalmamaktadır. İmplant yerleştirilen bölgedeki kemiğin kalitesine ve yapılan cerrahi işleme göre implantın iyileşme süresi yaklaşık 3-4 aydır.
  25. Dental implantlarımın sağlığını nasıl takip edebilirim?
    Periodontal hastalık (dişeti çekilmesi ve kemik kaybı) nasıl dişler etrafında görülüyorsa, implantların etrafında da görülebilir. Hastalarımızın düzenli aralıklarla hekimlerimize kontrole gelmelerini önermekteyiz. Hekimlerimiz tarafından yapılacak kontrollerde implant etrafındaki dokuların sağlığı klinik ve radyografik muayenelerle incelenmektedir. Böylece dental implantınızı uzun süre güvenle kullanabilirsiniz.
Protetik Diş Tedavisi
  1. Metal kroşe gelen dişler çürür mü? Kuronlanması gerekli midir?
    Protetik olarak değerlendirilen dişlerin kuronlanmasını gerektiren durumlar dışında, kroşe gelen dişlere kuron kaplama yapmak doğru değildir. Bu yanlış bilginin asıl kaynağı ideal ağız bakımının hastalar tarafından yapılmamasına bağlı olarak, kroşe altında kalan dişlerin iyi temizlenememesinden kaynaklanmaktadır. Hekiminiz tarafından yapılan ideal bir planlama ve sizin ağız hijyeninizi optimum seviyede tutmanız dişlerinizin çürümesini engeller.
  2. Hassas bağlantılı protezlerin üstünlüğü nedir?
    Hassas bağlantılar genellikle kroşelerden daha estetiktir ve neredeyse hiç görülmezler. Doğal dişlerinize yapılacak kuronlar hareketli bölümlü protezinizin daha iyi uymasına yardımcı olur. Hassas bağlantılı protezler genellikle kroşe bağlantılı protezlere nazaran daha pahalıdırlar.
  3. Hareketli protezlere alışmak zor mudur?
    Protezler takıldıkları ilk birkaç hafta alışıncaya kadar kullanımı çok zor gelir. Dil ve yanaklar protezi yerinde tutmayı öğreninceye kadar gevşek gibi gelir. Küçük tahrişlerin ve acıtan yerlerin olması anormal değildir. İlk kullanım sırasında tükürük miktarınızın arttığını hissedersiniz. Hekiminiz kontrollerde bunları düzelttikçe ve sizde proteze alıştıkça bu şikâyetleriniz azalacaktır.
  4. Hareketli protezle yemek yemek zor mudur?
    Yemek yeme pratik gerektirir. Başlangıçta daha yumuşak besinler ve küçük lokmalarla yemeyi tercih edin. Yavaşça ve her iki tarafı da kullanarak çiğnemeye çalışın böylece protezinizin devrilme hareketi yapmasını engellemiş olursunuz. Çiğnemeye alıştıkça daha sert besinlere geçerek normal beslenmenize geçebilirsiniz ancak her iki tarafla çiğnemeye devam etmelisiniz.
  5. Protezlerim konuşmamı değiştirir mi?
    Konuşma da yemek yeme gibi pratik gerektirir. Konuşurken protezleriniz ses yapıyorsa daha yavaş konuşun. Kelimeleri telaffuz etmekte zorlanıyorsanız yüksek sesle konuşun ve zorlandığınız kelimeleri tekrarlayın. Eğer konuşma problemleriniz devam ederse mutlaka diş hekiminize başvurun.
  6. Protezlerimi gün boyunca takmalı mıyım?
    Başlangıçta dokuların protezlere uyum sağlaması için gündüz ve gece protezlerinizi takmanız gerekebilir. Uyum sağlandıktan sonra protezin altındaki dokuların dinlenmesi için protezlerinizi gece yatarken çıkarmanız önerilebilir.
  7. Protez yapıştırıcılarını kullanmalı mıyım?
    Protez yapıştırıcıları iyi uyumlu protezlerinizin tutuculuğunu arttırmak için kullanılabilir. Dokularla uyumu bozulmuş, sürekli altındaki dokuları tahriş eden kötü protezlerle kullanımı doğru değildir. Bu şikayetleri gidermeyeceği gibi artmasına sebep olacaktır. Bu protezlerin dokularla uyumunun yeniden sağlanması için beslenmesine (astarlanmasına) veya yenilenmesine gerek vardır.
  8. Protezlerimi ne zaman yenilemeliyim?
    Protezlerin destek dokularla ilişkisi dokuların zamanla büzülmesi sonucu bozulabilir. Bu ilişki astarlama işlemleri ile sağlanabilir. Bu sağlanmadığı takdirde protez gevşeyecek ve dokuları tahriş etmeye başlayacak ve acıtacaktır. Bu durum devam ettiğinde ağız içinde ciddi problemlere neden olabilir. Protezlerin dokularla uyumu bozulduğunda, dişler aşındığında ve eskisi kadar besinleri öğütememeye başladığında protezin yenilenmesi gerekir.
  9. Protezlerin bakıma ihtiyacı var mıdır?
    Proteziniz olması, ağız hijyeni ve bakımınıza daha az dikkat edeceğiniz anlamına gelmez. Aksine diş hekiminize düzenli olarak gitmeniz protezlerinizin ömrünü artıracak ve ağız sağlığınızı koruyacaktır.
  10. Protezlerinizi niçin günlük olarak temizlemelisiniz?
    Aşağıdaki problemlere sebep olabilecek, plak, yiyecek artığı ve tartar oluşumunu engellemek için günlük temizlik önemlidir:
    • Görünüm ve estetik problemler
    • Ağız kokusu
    • Protez altındaki dokunun tahriş olması (iritasyonu)
    • Ağızda enfeksiyon
  11. Farklı tipte kuron köprü protezleri var mıdır?
    Köprü protezleri kullanılan materyale göre (metal alaşımları, seramik materyaller) farklılıklar gösterebildiği gibi, kullanım alanlarına göre de çeşitlilik gösterir (adeziv köprüler, tam seramik köprü protezi, implant üstü köprü protezi). Diş hekiminiz, hangi tedavi seçeneğinin uygun olacağını sizi muayene ederek belirleyecektir.
  12. Metal desteksiz (tam seramik) kuron köprü protezlerinin artıları nelerdir?
    Bu sistemde alt yapı olarak metal yerine özel geliştirilmiş seramikler veya zirkonyum kullanılır. Alt yapıda metal olmaması ışığın, doğal dişlerde olduğu gibi, geçirgenliğine izin vererek daha estetik bir görünümün elde edilmesini sağlayacaktır. Son teknoloji ürünü bu malzemeler estetik ve dayanıklılığı birarada sunabilmektedir. Çok yüksek dayanıklılıkla arka bölgedeki köprülerde de zirkonyum alt yapılar ile tam estetik bir görünüm sağlanabilmektedir.
  13. Porselen diş kırılır mı?
    Porselen dişler de çatlayabilir veya kırılabilir, bu dişleri de kullanırken doğal dişlerimiz gibi dikkatli olmalıyız.
  14. Köprünüzü korumak için neler yapmalısınız?
    Ağzımızdaki dişlerin tümünü korumak çok önemlidir. Günde en az iki defa fırçalamamız ve ara yüz temizleyicilerle (diş ipi, özel fırçalar) temizlememiz gerekmektedir. Temizleyiciler, plak olarak adlandırdığımız yapışkan bakteri tabakasının temizlenmesine yardımcı olur. Plaklar dişeti hastalıklarına ve dişlerin çürümesine yol açarlar. Özellikle köprü protezinin etrafını, altını ve doğal dişle olan bağlantı alanlarını özenle temizlemek gerekir. Diş ipi ve özel fırçalar, bu alanlara ulaşmamıza yardımcı olacaktır. Hepsinden önemlisi, diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret etmelisiniz. Unutmayınız ki, köprünün planlaması ve kurulması aşamasındaki diş hekimi faktörü, köprünün ömrünü belirleyen en önemli faktörüdür.
  15. Diş implantı nedir?
    Eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen vida şeklinde titanyumdan yapılmış yapay diş kökleridir.
  16. Diş implantları herkese uygulanabilir mi?
    İmplant uygulamaları için ideal kişiler genel sağlığı iyi olanlar ile çene kemiklerinde yeterli miktarda kemiği bulunanlardır. İmplantoloji konusunda eğitim görmüş uzman diş hekiminiz sizin implant uygulanabilecek biri olup olmadığınıza kolayca karar verebilir.
  17. Diş implantlarının uygulama yerleri nelerdir?
    Tek diş eksikliğinde, birden fazla diş eksikliğinde, tam dişsizlik durumlarında uygulanabilir.
  18. Diş implantlarının avantajları nelerdir?
    Diş boşluklarına komşu dişlere zarar verilmeden sabit dişlerin yapılabilmesini sağlarlar. Rahat bir gülümseme ve estetik sağlarlar. İstenen gıdalar yenilebilir. Oynayan, takırtı ve ağrıya sebep olan takma dişler daha rahat ve emin kullanılabilir.
  19. Operasyon sırasında ve sonrasında bir rahatsızlığım olacak mı?
    Operasyon lokal anestezi ile hiçbir ağrı ve rahatsızlık duyulmadan yapılabilmektedir. Operasyondan sonra herhangi bir diş çekiminden sonra da duyulabilecek hafif bir ağrı veya nadiren şiş olabilir. Bu durum, ağrı kesicilerle giderilebilir.
  20. Operasyon ve protezin tamamlanması ne kadar sürmektedir?
    Cerrahinin süresi yerleştirilecek implant sayısına ve hastanın koşullarına bağlı olarak, tek implant uygulamaları için ortalama 15-20 dakika; çoklu implant uygulamaları için 1-1,5 saat gerekmektedir. Operasyondan sonra implant ile kemiğin kaynaşması için 2-5 ay beklenmektedir.
Restoratif Diş Tedavisi
  1. Amalgam dolgular zararlı mıdır?
    Amalgam 1800’ lü yılların sonundan günümüze kadar yaygın bir şekilde kullanılan restoratif bir materyaldir. Günümüzde diş rengindeki estetik dolgu maddelerinin ortaya çıkmasıyla birlikte amalgam hakkındaki eleştiriler oldukça artmıştır. Yapılan araştırmalarda çok az da olsa civa salınımı olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu salınımın böbrek hasarları, nörolojik bozukluklar, immün sistem rahatsızlıkları ve genel sağlık problemleri gibi birçok hastalığa neden olmadığı yapılan bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.
  2. Beyazlatmanın dişlere zararı var mıdır?
    Diş hekimi kontrolünde yapılan beyazlatmanın dişlere herhangi bir zararı yoktur. Üzerinde durulması gereken en önemli nokta, piyasada denetimsiz satılan, içeriğinde dişlere zarar verici maddeler olabilecek ürünlerin kullanılmaması gerektiğidir. Kontrolsüz kullanılan ürünlerin diş ve dişetlerinde kalıcı zararlara neden olmaktadır.